En Az Göçmen Hangi İlde? İzmirli Gençlerin Gözünden Komik Bir Keşif
Bazen gündelik hayat, kafamızın içinde dönen sorulara tuhaf yanıtlar verir. Mesela dün akşam arkadaşım Ege’yle sohbet ederken, “En az göçmen hangi ilde?” diye bir soru takıldı aklıma. Yani, cidden, bu neyin nesi? İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşındayım ve bu şehri çok seviyorum. Ama içimde bir ses diyor ki: “Hadi bakalım, araştır bu soruyu. Ne olabilir ki?” Ve tabii, İzmir’de yaşayan biri olarak, her konuda bir espri yeteneği geliştirdim. Bu soruyu cevaplamak, belki de kendi içimdeki mizah anlayışını biraz daha keşfetmeme olanak tanıyacak. Hadi bakalım, bu yazı tam da o keşif olacak!
Göçmen ve İzmirli: Biri Hızlı, Diğeri Daha Hızlı
Düşünsene, İzmir’de yaşıyorum. Her gün göçmenler arasında kaybolmak o kadar normal ki, sanki herkesin bir bacakları eksikmiş gibi düşünüyorum. Bir sabah sokakta yürürken, karşıma çıkan her yabancı yüz, bana “Burası İzmir!” diyor. Yani, göçmen konusunu bu kadar gündeme taşımam belki de İzmir’in o misafirperver havasından, sürekli bir “hoş geldiniz” atmosferinden. Burada neredeyse herkes, “Başka şehirlerden gelenler” kategorisinde. Kimisi Bodrum’dan, kimisi Erzurum’dan… Kimisi Belçika’dan!
Bunu biraz daha mizahi bir açıdan ele alalım: Bir sabah kalktım, kahvemi alıp yürüyüşe çıktım. Çevremde öyle bir çeşitlilik var ki, insan bazen “Acaba ben mi yanlış şehirdeyim?” diye düşünüyor. İzmir’deki sokaklarda yürürken, sanki tüm dünya bir araya gelmiş gibi. Ama en az göçmenin olduğu il sorusuna gelirsek, hadi biraz daha objektif olalım. Gerçekten İzmir mi, yoksa başka bir şehir mi?
En Az Göçmen Hangi İlde? Bunu Buldum, Ama İçimdeki Ses…
Öncelikle, gerçekten de bu soru pek de gündelik bir soru değil. Neyse ki ben hem çok esprili hem de fazla düşünen bir tip olduğum için bu soruyu mizahi bir bakış açısıyla çözmeye çalışacağım. Çünkü bir yanda İzmir’de her gün bir geleneksel yemek yarışması, diğer yanda bir göçmen sohbeti varsa, ortada bir karışıklık olmalı! İzmir’de gerçekten çok fazla farklı kültür, gelenek, alışkanlık var ve her sokakta bir yabancı dil duymak çok normal. Peki ya en az göçmenin olduğu il?
Mesela Muş. Evet, Muş! Şu an haritaya bakarken, Muş bana pek de “Misafir” gibi gelmiyor. Hadi, Muşluları üzmeyelim, ama şehre gittiğimde biraz yerel tınılar, biraz da huzurlu bir hava hissedeceğimi tahmin ediyorum. Muş’ta herhalde göçmen yoktur, ya da vardır ama gelse bile muhtemelen bir akraba gelmiştir. Yani, burası belki de “en az göçmen” olan il olabilir. Çünkü her köyde neredeyse 5-10 kişi vardır ama bir o kadar da kendi yerlisi var. Kimse de “Ben buradayım” demiyor, herkes “Benim dedem buradan” diyor.
Diyalog: “Muş’ta Neler Var?”
Bunu Ege’ye söyledim tabii:
Ben: “Ege, Muş’a gitmek ne dersin? En az göçmen var orada!”
Ege: “Gerçekten mi? O zaman köfte mi var orada, yoksa sadece kebap mı?”
Ben: “Bilmiyorum ama orada neredeyse kimse kimseyi tanımıyor, kimse köfteyi karıştırmaz.”
Ege: “Muş’la ilgili böyle komik şeyler söylemek, senin için biraz fazla ağır değil mi?”
Ben: “Tamam, ama göçmen meselesi olunca, orada her şey sade, net.”
Sonuçta, Muş gibi illerde insanlar belki de daha yerel ve homojen bir yapıda, çünkü buradaki kültürel çeşitlilik İstanbul veya İzmir gibi metropollere göre çok daha düşük. Gerçekten de “en az göçmen hangi ilde?” sorusunun cevabı burası olabilir.
İzmir’de Yabancı Olmak, Önemli Değil; Ama “Yerel” Olmak?
Peki, bir de “İzmirli olmak” ne demek? İzmir’de yaşıyorum ama hep bir eksiklik var gibi hissediyorum. Mesela her kafede, her sokakta bir yabancı dil duyuyorum, ama yerli halktan biriyle karşılaştığımda “İzmirli” olmanın şartlarını sorguluyorum. Yani, kendimi bazen öyle bir yabancı gibi hissediyorum ki, sırf sokakta dolaşırken bile sanki biri “Ah, burası çok yerel” diyor.
Tabii ki, İzmir’de yerel olmanın da kendine göre avantajları var. Sürekli bir festival havası, çarşıda bir patlama sesinin olması, şehrin kozmopolit yapısı… Ama belki de Muş gibi, çok fazla göçmen bulunmayan bir ilde yaşasaydım, kafamda bu kadar soru işareti olmayacaktı. İzmir’de sürekli insanlarla kaynaşmak, bir gün yabancı bir dilde “Merhaba” demek zorunda kalmak, “Evet, seni anlıyorum ama hala İzmirliyim” demek, aslında bir anlamda kimlik meselesi.
En Az Göçmen Hangi İlde? Bir Kez Daha Muş’a Dönelim…
İzmir’i seviyorum ama bazen insan, “Hadi biraz daha sade bir hayata ne dersin?” diye düşünüyor. Muş, bu sade hayatın tam adresi gibi. Ya da belki de ben gerçekten o kadar kozmopolit bir ortamda yaşıyorum ki, bu tür düşünceler bana komik gelmeye başlıyor. Çünkü Muş’a gidip, sabah güneşle birlikte kalktığında “Sadece ben ve köyüm” diyebilecek insanların arasında olmak, bir yabancı dil duymamak, bana huzur verir miydi? Belki de…
Ama yine de en az göçmenin olduğu il, Muş’tan başkası olamaz gibi. Çünkü her yerel halk bir şekilde birbirini tanır, birbirinin sesini duyar. İstanbul’da bir yabancı dil sesine alıştığımızda, Muş’taki köyde birine selam verirken, “Aaa, yeni mi geldin?” diye sorulacak kimse yoktur. O yüzden, her şeyin özünde biraz daha sade olmak gerekebilir.
Sonuç: Göçmenlik, Komik Bir Şehir Meselesi
İzmir’de göçmenleri anlatırken, bir yanda komik bir durumla karşılaşıyoruz. Her yerden insanlar geliyor ve burası tam bir karışım. Ama bir tarafta da, kimseye yabancı olmamak için içsel bir savaş veriyorum. O yüzden, belki de en az göçmenin olduğu il Muş’tur. Muş’a gidip köyde huzurlu bir yaşam sürmek, bir anda bana çok cazip gelmeye başladı.
Gelelim soruya: “En az göçmen hangi ilde?” Belki de Muş’tur, ama bu soru biraz da nereye bakmak istediğine bağlı. Göçmenlik, bir şehirde yalnızca bir sayı değildir. Göçmenler, bir şehri daha renkli, daha çeşitli hale getirirler. Ama bir yanda da sade, yerel bir yaşam arayışı hep vardır.